<
<
<0
Yorum var
| E-postayla Gönder! |
<
<
<
Gebelik kadın fizyolojisinde ciddi değişikliklere yol açar. Özellikle meme gebelikten iki şekilde etkilenir; çoğunlukla büyüme ve emzirme sonrası sarkma ile karşımıza gelir. Günümüzde kadın hastalıkları uzmanları vücudun ortalama bir yılda kendini toparlayacağını bu dönemde cerrahiden çok uygun egzersiz ve diyetle bu sürece yardımcı olunması gerektiğini vurguluyorlar. Çocuk hastalıkları uzmanları ise daha çok emzirmenin önemini anlatarak mümkünse bir - bir buçuk yıl emzirmeyi tavsiye ediyorlar. Emzirme sonlandıktan sonra meme cerrahisi planlanabilir.
MEME DİKLEŞTİRME
Gelişim geriliği, yaşlanma ya da doğum sonrası kilo kaybına bağlı olarak, göğüsler hacmini yitiren meme dokusunun üzerini saran derinin de bol kalması sonucu, sarkık bir görüntü kazanabilir.
Eğer göğüsler hacimli ancak sarkıksa; meme dikleştirme operasyonu, eğer sarkık ve hacimsizse meme dikleştirme operasyonuna ek olarak memeye silikon protez uygulaması da yapılır.
Meme dikleştirme yönteminde, meme başı olması gereken yere yükseltilir. Meme üst kadranı genellikle sarkmış memelerde boşalmıştır ve hacimsiz durur. Yeniden şekil verilirken bu alan doldurulur. Koltuk altına yayılmış olan göğüs daha dar alana hapsedilir ve bu şekilde daha iyi ve dolgun bir şekil alır. Bu işlemler sırasında memeyi istenen boyutlara kadar küçültmek ve kaldırmak üzere meme dokusu ve deri çıkarılır. Ameliyatın tekniği memelerin büyüklüğüne göre değişir. Son yıllarda geliştirilmiş ameliyat teknikleriyle en az ameliyat izi ile normal büyüklük ve dolgunlukta, son derece dik ve diri meme görüntüsü kazandırmak mümkündür.
TEKNİK:
1. Meme başı ve meme başı çevresinin kanlanmasını koruyarak daha yukarıdaki yeni pozisyonuna yerleştirilmelidir.
2. Meme başı duyusunu koruyucu teknikler tercih edilmelidir.
3. Hastaya göre süt verme özelliği korunmalıdır.
4. Yeterli miktarda meme dokusu çıkarıldığında, estetik meme şekli yaratılabilmelidir.
Tüm bu prensipleri gerçekleştiren birden fazla yöntem tanımlanmıştır. Bu tekniklerden bir tanesi kısa iz - Lejour tekniğidir. Lejour tekniği, adını bu tekniği popülerleştiren kişiden almaktadır. Lejour bu tekniği, kısa izle birlikte estetik olarak daha iyi sonuçların elde edildiği, güvenli bir meme küçültme tekniği olarak tanımlamaktadır. Ancak bu tekniğin, meme altı alanında iz-skar revizyonu (izin tekrar elden geçirilmesi) olasılığı, gecikmiş yara iyileşmesi, oluşturulması planlanan meme şeklinin uzun süre sonra gerçekleşmesi ve özelliklede aşırı büyük memelerde meme ucunun beslenmesi ve duyusu kaybı gibi dezavantajları vardır. Ayrıca bu teknikte, uzun vade de vertikal skarın (dikine iz) uzayıp bottoming-out deformite (meme dokusu alt kısmının aşağı doğru kayması) denilen şekil bozukluğuna yol açmaktadır.
Diğer bir teknik ise santral pediküllü meme küçültme tekniğidir. Bu teknikte amaç, meme dokusu ve deriyi ayrı ayrı şekillendirmek, deriyi bir örtü gibi gerilimsiz kapatmak ve kalacak olan izi en aza indirmektir. Eğer meme çok sarkık değilse vertikal skar (dikine iz) ile ameliyat bitirilir. Meme başı – köprücük kemiği mesafesi uzadıkça T skara (T ize) dönmek gerekir, T iz olsa bile üçgen bikiniden gözükmeyecek şekilde yerleştirilir. Bu teknikle meme ucu duyusunu bozulmadan, süt vermeyi etkilemeyen ve uzun süreli dik ve şekilli bir meme elde edilmektedir. Bu teknikte ameliyat daha başarılı ve ameliyatın ömrü daha uzundur.
Meme dikleştirme/küçültme ameliyatlarında şekil izden daha önemli olmalıdır. Sonucu meme başı köprücük kemiği ortası mesafenin uzunluğu belirler. Oluşturulan yeni meme, olması gereken konik şekilde ve minimal iz ile gerçekleştirilmektedir.
Meme operasyonu öncesi 35 yaş altı hastalara meme ultrasonu, 35 yaş üstü olanlara mamografi önerilir. Ailede meme kanseri varsa mutlaka doktora bildirilmelidir. Meme ameliyatları sonrası meme fonksiyonu bozulmadan hastanın fiziksel görüntüsü değişir.
MEME DİKLEŞTİRME AMELİYATI
Tanım: Sarkan göğüsleri kaldırmak ve yeniden şekillendirme
Yaş sınırı: İstisnai bir durum söz konusu değilse 16–17 yaştır. Üst sınır ise kişin genel sağlık durumuna bağlıdır.
Ameliyat öncesi hazırlık: Ameliyatın 3 hafta öncesinden başlayarak hastadan sigara içmemesi ve aspirin kullanmaması istenir.
Ameliyat süresi: 2- 5 saat
Yatarak/ ayaktan: Duruma göre
Anestezi: Genel anestezi İyileşme süresi: İşe geri dönüş 10 gün ila 2 hafta
Tedavi sıklığı: Çoğunlukla bir kez, nadiren iki kez
Riskler: Göğüslerde veya göğüs uçlarında asimetri, duyu kaybı, düzensiz yara iyileşmesi, anesteziye bağlı komplikasyonlar olabilir.
Sonuçların kalıcılığı: Uzun süreli kalıcılık ancak, hamilelik, kilo, yaşlanma sonucun kalıcılığını olumsuz etkileyebilir.
--------------------------------------------------------------------------------
Op. Dr. Erhan ERYILMAZ
Plastik ve Rekonstrüktif CerrahiEtiketler: Estetik Cerrahi, göğüs dikleştirme, göğüs estetiği, göğüs kaldırma, hamilelik sonrası meme sarkması, meme dikleştirme, meme estetiği, meme kaldırma
|
<<
<
<
<0
Yorum var
| E-postayla Gönder! |
<
<
<
Lazer ile cilt yenileme yöntemi kullanılarak derin ve yüzeysel izler hafifletilebilir. Sivilce izlerinin tedavisinde kullanılan lazer yöntemi ikiye ayrılır.
1.Cildi soyarak yenileyen lazerler (ablative laser) ile sivilce - akne izi tedavisi
Ablative laserler derinin üst tabakasını soyarak etkili olurlar. Ayrıca derideki kollajenin yapımını uyardıkları düşünülmektedir. Derinin yenilenmesi ile sivilce izleri azaltılmaktadır.Bu amaçla :
CO2 lazer
Erbium (YAG) lazer kullanılır. Diğer soyma yöntemlerine göre (dermabrazyon, kimyasal peeling - soyma) üstünlüğü, lazer ile soyma derinliğini kontrol edebilmenin mümkün olmasıdır. Diğer soyma tekniklerinde derinin alt tabakalarına kontrollü bir şekilde inmek daha zordur. Bunun dışında dermabrazyon yöntemindeki etkiler, operasyon öncesi ve sonrası bakım ve yan etkiler aşağı yukarı aynıdır.
Lazer ile cilt yenileme isotretinoin kullananlarda ve kullanım bittikten sonra 6 ay içerisinde tedavi olarak kullanılamaz. Aktif sivilcelerin olduğu dönemde lazer tedavisi uygulanmamalıdır. Sivilcelerin çoğalmasına neden olabilir.
Lazer ile cilt soyma işlemi de koyu tenli kişilerde risklidir. Deride soyulan bölgelerde renk koyulaşması veya açılması olabilir. Bu yüzden yaz aylarında yapılmamalı, güneşten korunmaya özen gösterilmelidir.
Lazer ile cilt yenileme işleminden sonra cilt kızarır ve şişer. Bu iyileşme döneminde doktorunuz size iyileşmeyi kolaylaştıran merhemler ve bandajlar önerecektir. Lazer ile cilt yenileme sonrasındaki kızarıklık birkaç ay devam edebilir. Lazer tedavisinden sonra uzun süre güneşten kaçınmalıdır. Ayrıca günlük olarak güneşten koruyucu krem özenle kullanılmalıdır.
Lazerin yan etkileri arasında , derin izler, koyu veya açık renkli lekelenme infeksiyon, Herpes virüs infeksiyonunda yayılma sayılabilir.
2. Cildi soymadan yenileyen lazerler (non-ablative laser) ile sivilce - akne izi tedavisi
Bu yöntemde kullanılan lazerler üst deriyi soymadan, derinin alt tabakalarını etkileyerek sivilce izi tedavi etmektedirler. Kollajenin ısınmasını sağlayarak cildi gerdikleri böylece sivilce izlerinin azaldığı düşünülmektedir. Ofis şartlarında uygulanabilen bu yöntemler çok yenidir.
Cildi soymadan yenileyen lazerler
IPL
Fraksyonel lazer
1450-nm diode lazer
1540 nm Erbium: Glass lazer
1320 mn Nd: YAG lazer
Pulsed –dye lazer (585-595 nm)
Q-switched 1064 nm Nd:YAG lazer
Long pulsed 1064 nm Nd:YAG lazer
LED
Cildi soymadan yenileyen lazer olmayan sistemler
Plasma
Radyofrekans
Bu lazer uygulamaları ile sivilce izlerinde %30-70 azalma olduğu belirtilmiştir. Akne ( sivilce ) iz tedavileri 2-4 hafta aralıklarla ortama 5 seans yapılmalıdır.
Dr. Güneş ERTÜRK
Deri ve Zührevi HastalıklarEtiketler: cilt sorunları, Estetik Cerrahi, lazer akne tedavisi, lazer cilt tedavi, lazer ile tedavi, Lazer sivilce tedavisi, lazer tedavisi
|
<<
<
<
<0
Yorum var
| E-postayla Gönder! |
<
<
<
Akne vulgaris özellikle yüz ve sırt bölgesinde görülen cilt rahatsızlığıdır. Tedavisinde topikal ilaçlar veya sistemik ilaçlar kullanılır. Fakat bazı durumlarda hastalarımızın yüzlerinde rahatsızlık verecek ölçüde skarlar bırakabiliyor. Hafif akne izleri dermatogların kendi hazırlattıkları formül reçeteleri ile yok olabilir. Daha derin izlerde ise haftada 2 seans yarım saatlik süre ile sonuç alabiliyoruz. İlk 3 seansta kırmızılıklar yok oluyor daha sonra fibroblastlardan kollojen sentezi ile çukur izlerde yüzde b70 oranında düzelme oluyor. Ortalama 8 seansta tedavi tamamlanıyor.
Kahverengi lekelere muayeneden sonra tedaviye karar verilir. Lekenin derinliğine göre seçenekler var. Hafif epidermal lekeler için hastanın evde uygulayabileceği formül reçetesi veriyorum ve 1 ay veya 2 ay sonunda tam yanıt alıyorum. Derin lekelerde ise iclear xl cihazı ile birlikte krem uygulama yapıyorum. Haftada 1 seans olmak üzere toplam 6 seansta sonuç alıyoruz.
--------------------------------------------------------------------------------
Yazı Sahibi : Dr. Naciye MİRATA
Deri ve Zührevi HastalıklarEtiketler: Akne izleri, Akne izleri tedavisi, cilt leke sorunu, Estetik Cerrahi, leke tedavisi, yüzdeki leke tedavisi
|
<<
<
<
<0
Yorum var
| E-postayla Gönder! |
<
<
<
Göz kapağı estetiği; göz çevresindeki fazla, sarkan veya torbalar oluşturan deri ve deri altı yağ dokusunun kısmen çıkartılarak kısmen de onarılarak daha sağlıklı ve estetik bir görünüme kavuşturulduğu ameliyatlara verilen genel addır. Göz kapağı estetiği yerine blefaroplasti terimi de kullanılmaktadır.
Sarkmış ve düşük üst göz kapağı ve şişmiş göz altı torbaları insana sürekli yorgun ve üzgünmüş gibi bir ifade verir. Bu yorgun ve yaşlı ifade yüzün geneli iyi durumda olsa dahi tüm yüze hakim olur. Çünkü gözlerimiz yüz ifademizin temelini oluşturur. Bazı kişilerde sarkık göz kapakları yada belirgin göz altı torbaları aileseldir ve çok genç yaşlarda bile kendisini belli eder. Çoğu kişide ise yaşlanmayla beraber gelişen bir süreçtir. Gençlerde göz kapağı derisi kısa ve gergindir. Artan yaşla beraber üst göz kapağı derisi gevşer ve esneyerek zamanla ikinci bir kat oluşturur. Ciddi vakalarda bu deri katlantısı kirpiklerin köklerine kadar uzanır ve hatta bu hattı da aşarak görme alanına girebilir. Bu derece ciddi sarkmalar göz kapaklarını aşırı kaldırarak bakma ihtiyacı doğuracağından kişiyi gün içinde sürekli yorar ancak kişi bu durum yıllar içinde yavaş yavaş geliştiği için bu durumun farkında değildir. Alt göz kapağı derisi de gevşeyerek sarkar ve kırışıklıklar ve deri torbaları oluşur.
Derideki gevşemeye ek olarak göz küresinin etrafındaki yağ yastıkçıkları da zamanla öne doğru gelerek fıtıklaşır. Bunun sebebi bu yağ yastıkçıklarını yerinde tutan dokunun yaşla birlikte zayıflaması ya da bu yağ dokusunun miktarının artması olabilir.
Göz kapağı estetiğine ( Blefaroplasti ) genellikle 30-40 yaş civarında ihtiyaç duyulur ve bu yaşlarda yüzün kalanı iyi durumda ise tek başına uygulanması yüzü çok etkili bir şekilde gençleştirir. Daha ileri yaşlarda tüm yüzün gençleştirilebilmesi için blefaroplasti ( göz kapağı estetiği ) orta yüz germe, kaş kaldırma ve alın germe yada tüm yüz germe gibi ameliyatlarla birlikte yapılabilir.
Ameliyat genellikle lokal anestezi ile sedasyon (sakinleştirici ilaçlar) eşliğinde yapılabilir. Ancak ek işlemler yapılacak ise yada hasta konforu açısından genel anestezi altında da yapılabilir.
Rutin bir göz kapağı estetiği ( blefaroplasti ) ameliyatı aşağıdaki aşamalardan oluşur;
1. Her iki göz kapağına lokal anestezi uygulanır.
2. Üst göz kapağındaki fazla deri ameliyattan sonra iz bırakmayacak şekilde planlanan yerlerden kesilerek çıkarılır.
3. Kas dokusunda fazlalık veya zayıflık varsa fazla kısmı çıkarılır.
4. Kas ve bağ dokusu altındaki sarkmış yağ yastıkçıklarının fazlası çıkartılır.
5. Bağ dokusu ve kas sağlamlaştırılarak onarılır.
6. İzin tamamı üst göz kapağı katlantısına saklanacak şekilde deri estetik olarak dikilir.
7. Alt göz kapağı derisi iz hiç belli olamayacak şekilde kirpik köklerinin hemen altından kesilerek açılır.
8. Kas dokusunda fazlalık veya zayıflık varsa fazla kısmı çıkarılır.
9. Kas ve bağ dokusu altındaki sarkmış yağ yastıkçıklarının fazlası çıkartılır.
10. Bağ dokusu ve kas sağlamlaştırılarak onarılır.
11. Deri fazlası tespit edilir ve kesilerek çıkarılır.
12. Alt göz kapağı derisi iz bırakmayacak şekilde dikilir.
Göz kapağı estetiği ( blefaroplasti ) öncesi:
· Sigara, yara iyileşmesini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle ameliyattan 1 hafta önce kullanmaya ara vermeniz faydalı olacaktır.
· Aylık periyodunuz ( adet dönemi ) sırasında kanama eğilimi fazla olabilir, bu nedenle zorunluluk olmamakla beraber ameliyatınızın ertelenmesi gerekebilir. Bu durumu doktorunuza bildiriniz
· Kanamaya eğilimi arttırdığı için aspirin, bitkisel ilaçlar ve vitamin tabletlerinin kullanımı ameliyat tarihinden 10 gün önce kesilmelidir.
· Üst solumun yolu enfeksiyonu geçiriyor iseniz doktorunuza bildiriniz, ameliyatınızın ertelenmesi gerekebilir.
· Müdahaleniz genellikle lokal anestezi ile yapılmaktadır
· Ameliyattan hemen önce doktorunuz gerekli planlama ve çizimleri yapacak ve gözlerinizin resmini çekecektir. Göz kapağı estetiği yaklaşık 2 saat süren bir müdahaledir.
Göz kapağı estetiği ( blefaroplasti ) sonrası:
· Enfeksiyon gelişmemesi için antibiyotik, ağrı duymamanız için ağrı kesici ilaç ameliyattan hemen sonra başlanacaktır.
Ameliyat bittikten sonra aynı gün evinize gidebilirsiniz
Ameliyattan sonraki 1 hafta boyunca sigara içmeyiniz.
Ameliyattan sonraki 10 gün boyunca kanamaya eğilimi arttırdığı için aspirin ve benzeri ilaçlar, bitkisel ve vitamin tabletleri almayınız
Göz kapaklarınızda hafif şişme ve morluklar meydana gelecektir. Telaşlanmayın bu normal bir olaydır. Genelde 1 hafta içinde geriler ve 10 gün içinde kaybolur
Morlukların olduğu dönemde dışarı çıkacaksanız güneş gözlüğü kullanmanız önemlidir. Çünkü güneş böyle mor sahalarda kalıcı renk değişimine neden olabilir
Morluk ve şişlikleri azaltmak için ameliyat sonrası ilk 48 saat aralıklı buz uygulaması ve başınız kalp seviyesinden yukarıda kalacak şekilde yatmak çok yararlıdır. Direkt buz uygulaması rahatsız ediyorsa bir torbaya doldurduğunuz mısır veya bezelye tanelerini dondurduktan sonra göz üstüne uygulayabilirsiniz.
Dikişler genelde 5. gün alınacaktır
Genellikle ameliyattan sonraki 5-6. günler işinize dönebilirsiniz.
--------------------------------------------------------------------------------
Doç. Dr. Ufuk BİLKAYEtiketler: Blefaroplasti, Estetik Cerrahi, göz hastalıkları, Göz kapağı, Göz kapağı estetiği
|
<<
<
<
<0
Yorum var
| E-postayla Gönder! |
<
<
<
Kulağın Anatomisi ve Gelişimi
Yetişkin bir kişinin kulağının yüksekliği 5,5-6,5 cm, genişliği ise 3-4,5 cm'dir. Kulak kepçesinin kenarı kafadan yaklaşık 1,5-2 cm yüksektedir. Kafa ile kulak kepçesinin kenarı arasındaki bu mesafe, kulağın üst ucunda en yakınken kulak memesi ile birleştiği kısımda ise en uzaktır. Kulak kepçesi ile kafa arasında bir açı vardır. Bu açının kadınlarda en fazla 20°, erkeklerde en fazla 25° olması gerekir. Kulak yukarı doğru dik bir hatta olmayıp aşağıdan yukarı doğru yaklaşık 20°’lik açıyla arkaya doğru yatıktır. 3 yaşında kulak olması gereken büyüklüğün %85’ine ulaşır. Kulak gelişimini 6-15 yaşları arasında tamamlar.
Kepçe Kulak Deformitesindeki Anatomik Farklılıklar
Kepçe kulak doğuştan itibaren bulunur. Kulağın kıkırdak yapısının anatomik özelliklerinde farklılıklar vardır. Kulak kepçesinin boyutları genellikle normaldir. Yani herhangi bir boyut farkı yoktur. Ancak kulak kepçesi ile kafa arasındaki açı 25°'den daha fazladır. Özellikle arkadan görüntülerde bu açının fazlalığı çok net olarak gözükür. Bazı kişilerde kulak memesi veya kulak üst ucunda da şekil ve açı deformasyonları olabilir. Bunun dışında bazı kişilerde kulak kepçesi içindeki kıvrımlar yeterince oluşmamış olabilir. Ayrıca her iki kulakta farklı düzeylerde kepçe kulak deformitesi olabilir.
Ameliyatsız Kepçe Kulak Düzeltilmesi
Yenidoğanda kepçe kulak saptanırsa ilk 72 saat içinde cerrahi yapılmaksızın düzeltilme şansı vardır. Anneden bebeğe geçen yüksek seviyedeki östrojenin etkisi ile kıkırdak elastikiyeti fazladır. Bu olağandışı yumuşaklıktan dolayı kulak kıkırdakları şekillendirilebilir. 72 saatten sonra anneden geçen hormonun seviyesi düşer ve kıkırdaklar sertleşir. Bu nedenle doğumdan sonraki birkaç gün içinde kulağı arkaya yatırmak için özel bantlar veya plastik kaplı özel teller kullanılmaya başlanıp 1-2 ay devam edilerek kepçe kulak düzeltilebilir.
Kepçe Kulak Deformitesinde Cerrahi Tedavi
Kepçe kulak ameliyatı en küçük yaşta yapılan estetik amaçlı ameliyatlardandır. Çok ileri derecedeki kepçe kulakta tedavi 3 yaşından itibaren yapılabilir. Bunun nedeni ise okul çağından önce bu problemin çözümlenip çocuğun psikolojik olarak etkilenmemesini sağlamaktır. Ancak küçük yaştaki hastaların pansuman, dikiş alınması ve ağrı gibi durumlara toleransı ve uyumu maalesef çok fazla değildir. Bu nedenle ilkokula başlamadan veya ilkokul çağında ameliyat yapılması için ailenin değil hastanın istekli olması çok önemlidir. Ülkemizde hastanın isteği ile ameliyat için en erken 12-13 yaşlarında gelinmektedir. 3-6 yaş arasında ameliyat genel anestezi ile yapılırken 12-13 yaşlarından itibaren lokal anestezi ile yapılabilir. Kepçe kulak ameliyatı 1-2 saat kadar sürer.
Kepçe kulak düzeltilmesinde sadece cilt çıkartılmasının yeterli olmadığı en az 150 yıldır bilinen bir gerçektir. Operasyon kulağın arka tarafından yapıldığı için görünen bir ameliyat izi olmaz. Tedavide kulak kepçesinde saptanan problemler düzeltilir. Kulak kepçesi ile kafa arasındaki açı kıkırdağa dikişler atılarak olması gereken düzeye çekilir. Özellikle kulak kepçesinin üst bölümünün yakınlaştırılmasına dikkat edilmelidir. Çünkü kulak kepçesinin orta bölümü geri çekilirken üst kısmı geri çekilmezse gene hoş gözükmeyen bir görüntü ortaya çıkar. Eğer kulak kepçesi üstündeki kıvrımlar yetersiz oluşmuşsa özel dikişler yardımı ile bu kıvrımlar tekrar belirginleştirilir. Kulak arkasından bir miktar cilt çıkartılır. Böylece ameliyat sonrası fazlalık cildin kulak arkası oluğunda birikmesi engellenir. Ancak bu işlem yapılırken kulak arkası oluğu yok edilmemeli veya deforme edilmemelidir. Kulak kepçesi kıkırdağına yapılan müdahaleler sonrası kıkırdağın yüzeyi düzgün ve düzenli olmalı, kulak kepçesinin kenarında tırtıklanmış gibi görüntüler oluşmamasına dikkat edilmelidir. Kıkırdak şekillendirmede kullanılan dikişler kalıcı olduğundan mutlaka cilt altından görünmeyecek kadar derinden geçilmelidir. Kulak kepçesi kafaya aşırı derecede yaklaştırılmamalıdır, çünkü bu kafaya yapışmış gibi duran görünüm de göze en az kepçe kulak kadar kötü gözükür. Eğer her iki kulakta farklı düzeylerde kepçe kulak deformitesi var ise her iki kulağın eşit oranda kafaya yaklaştırılması ile bu sorun simetri sağlanarak çözümlenir. Fakat amaçlanan mükemmel bir simetri değil eski görünümden daha iyi ve olağan kulak yapısıdır. Buna karşın ameliyatta simetriye dikkat edilmezse ameliyat öncesi simetrik ancak kepçe kulağı olan hastanın, ameliyat sonrası olması gereken pozisyonda ancak asimetrik kulakları olabilir.
Operasyon sonrası
Operasyon sonrası kulak kepçesini içine alan ve 1 hafta kadar süren bir bandaj yapılır. Bu bandajın çok titiz yapılması gerekir. Bandaj sayesinde kulakta oluşabilecek kan birikimini engellenirken ve ameliyat sonrası şişlik ise en az düzeye inecektir. Ameliyat sonrası hastanede kalmak gerekmez. Bandajla da olsa 2.-3. günde normal hayata dönülebilir. Dikişler 10 gün içinde alınır. Kulaktaki şişliklerin geçip şeklin tam olarak ortaya çıkması 2-3 ayı alacaktır.
Komplikasyonlar
Kepçe kulak ameliyatları sonrası enfeksiyon, kan birikimi gibi istenmeyen durumlar görülebilir. Ancak kulak kıkırdağı çok hassas bir yapı olduğu için bu gibi problemlerde çok dikkatli olmak ve hemen müdahale etmek gerekir. Yetersiz müdahale kulak kepçesinde, kıkırdağın yapısını ve şeklini bozan kondrit denilen bir duruma dönüşmesine neden olabilir.
--------------------------------------------------------------------------------
Yazı Sahibi :
Op. Dr. Ahmet Arif EROĞLU
Plastik ve Rekonstrüktif CerrahiEtiketler: Estetik Cerrahi, kepce kulak, kepçe kulak, kepçe kulak tedavisi
|
<<
<
<
<0
Yorum var
| E-postayla Gönder! |
<
<
<
Orta kulak iltihabi (otitis media) genellikle soguk alginligi gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarinin bir komplikasyonudur. Otitis media en sik 3 yas altindaki çocuklarda görülür. 3 yasin altindaki çocuklarin yaklasik %85'i en az bir defa ve bu çocuklarin da %50'si 2-3 defa orta kulak iltihabi geçirirler. Ister yuva ve kreslere devam etsinler ister evde bakilsinlar bu yas grubundaki çocuklarda otitis media'ya sik rastlanir.
Ancak bazi çocuklarda, diger çocuklara nazaran otitis media'ya yakalanma riski daha fazladir. Erkek çocuklarda, anne sütü içmeyen çocuklarda, yaninda sigara içilen ve sosyo-ekonomik seviyesi düsük olan çocuklarda hastaliga daha fazla rastlanir. Ilk 1 yasta otitis media geçiren çocuklarda tekrarlayan akut ve kronik hastalik meydana gelme riski artar. Birinci otitis media atagindan sonra, çocuklarin % 40'inda 4 hafta süreyle, % 10'unda da 3 ay süreyle orta kulaklarinda sivi (efüzyon) toplanir.
Sadece sik rastlanan bir hastalik oldugundan degil, beyine yayilarak menenjite ve beyin abselerine yol açtigindan ayrica isitme kayiplarina yol açacak sekilde orta kulakta sürekli sivi birikimine neden oldugundan dogru tani ve tedavi elzemdir. Belirtileri, orta kulaktaki enflamasyondur. Akut otitis media genellikle süpüratif ve pürülandir ancak baslangiçta seröz bir efüzyon da olabilir. Çocuk sürekli olarak aglar, kulagini çeker, atesi vardir, irritedir ve her zaman oldugu gibi iyi isitmez. Bu belirtilere bazen ishal, bulanti ve kusma da eklenir.
Otitis media bulasici bir hastalik degildir ancak otitis mediaya neden olan üst solunum yolu enfeksiyonlari bulasicidirlar. Üst solunum yolu enfeksiyonlari enfekte bir kisinin damlaciklarina veya damlaciklarina maruz kalmis esyalara temas yolu ile bulasirlar.
Otitis media genellikle antibiyotiklerle tedavi edilir. Tekrarlayan ataklari olan çocuklara bazi doktorlar otitis media'dan koruyucu antibiyotikler verirler. Kronik enfeksiyonu olan bazi çocuklar, orta kulaktaki sivinin drene edilmesi amaciyla tüp takilmasina ihtiyaç gösterebilirler.
Otitis media'si olan bir çocugun aktivasyonu normal oldugu müddetçe, ve diger çocuklara olan ilgiyi azaltacak kadar ek ilgiye ihtiyaçlari olmadigi sürece kres ve yuvadan uzaklastirilmasi gerekmez.
Otitis media'ya neden olan üst solunum yolu enfeksiyonlarindan korunmak için: Çocuklara öksürdükleri ve aksirdiklari vakit, bir defa kullanilip atilan mendillerle agizlarini kapatmayi ve damlaciklari etraflarina saçmamayi ögretin. Bu mendilleri bir defa kullandiktan sonra çöpe atmalarini saglayin. Agizlarina götürdükleri oyuncaklarini diger arkadaslariyla paylasmalarina müsaade etmeyin. Çocuk bir oyuncagi agzina götürdükten sonra, oyuncagi diger çocuklarin erisemeyecegi bir sekilde kirli oyuncak sepetine atin. Çocuklar tekrar oynamadan önce bu oyuncaklari yikayin veya silerek dezenfekte edin. Çocuklara ve çalisan eriskinlere iyi el yikama tekniklerini ögretin.
Yazı Sahibi :
Uzm. Dr. Aydoğan LERMİ
Enfeksiyon HastalıklarıEtiketler: kulak, kulak hastalıkları, Orta kulak, Orta kulak ilithabı
|
<<
<
<
<0
Yorum var
| E-postayla Gönder! |
<
<
<
1. Oruç kimlere farzdır? Çocuklar oruç tutar mı?
Namaz mükellefiyeti, diğer bir ifade ile yükümlülüğü için geçerli olan şartlar oruç için de geçerlidir.
Bir kişinin oruç mükellefiyeti alabilmesi için;
a- Müslüman olmalı,
b- Ergenlik (bulûğ) çağına girmiş, akıllı (aklî olgunluk düzeyi) olmalı,
c- Oruç tutmaya güç yetirecek durumda olmalıdır.
Ergenlik çağına gelmemiş olan çocukların oruç tutmaları şart olmamakla beraber bedenî durumları göz önüne alınmak şartıyla oruca alıştırmak ve ısındırmak amacıyla ara ara oruç tutmalarına izin vermek, hatta istemek uygundur.
Hasta ve yolcu olan kişiler ise; güç yetiremediklerinden isterlerse oruç tutmayabilirler. Hastalık ve yolculuk durumları bittikten sonra tutmadıkları oruçlarını Ramazan ayı dışında kazâ ederler. Gebe ve emzikli (süt veren) kadınların durumu da böyledir. Hastalıkları iyileşmeyen kişiler ise; her oruçları için bir fakiri doyurmaları veya doyuracak fidyeyi fakire vermeleri gerekir. (el- Bakara 2/183-184)
2. Oruç tutmamayı mubah kılan haller nelerdir?
İslâm dini, insanlara zor gelecek hiçbir yükümlülüğü şart koşmamıştır. Sıkıntı ve meşakkatin zorlaştığı durumlarda mükelleflere birtakım kolaylıklar ve ruhsatlar tanımıştır. Oruç için de bu böyledir. Bazı durumlarda farz olan Ramazan ayı orucu tutmamaya müsaade edilmiştir. Bu durumlar şunlardır;
1- Seferî (yolcu) olmak,
2- Hasta olmak (doktorun, ‘oruç tutamazsın’ dediği haller),
3- Gebe ve emzikli olmak,
4- Oruç tutamayacak derecede yaşlı olmak,
5- Hayati tehlike oluşturacak derecede açlık ve susuzluk çekmek,
Mesleği gereği sürekli olarak yolcu olan kişi için öncelikle sağlığı açısından bir sıkıntı ve zarar görmeyecekse oruç tutması daha faziletli görülmüştür. Ancak sıkıntı ve zarar söz konusu olduğunda oruç tutmaz ve tutmadığı oruçların fidyesini fakire verir. (İlmihal, c. 1, s. 396-397, İsam Yay.)
3. Oruca ne zaman niyet edilir?
Hanefîler’e göre; Ramazan orucu, nâfile oruçlar ve vakti belirtilmiş adak oruçlarının niyet etme vakti gün batımından başlayıp ertesi günün kuşluk vaktine hatta öğle namazı vaktinin girmesinden az önceki vakte kadar devam eder. Öğle namazı vakti girdikten sonra artık hiçbir oruca niyet edilemez.
Şâfîlere göre; Ramazan orucu, kazâ orucu ve adak orucuna geceden niyet etmek şarttır. Fakat nâfile oruca zevalden önceye kadar niyetlenmek câiz (uygun) dir. (İlmihal, c. 1, s. 399, İsam Yay.)
4. Orucu bozan şeyler nelerdir?
“Oruçlu iken sadece yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak kalmakla orucumu tamamlamış olur muyum?”
Orucun anlamı ve temel unsuru, yemekten, içmekten ve cinsel ilişkilerden, zevklerden uzak durarak insan nefsinin bunlardan mahrum bırakılmasıdır. Oruca niyetlenmiş kişinin, yeme-içmede veya cinsel ilişkide bulunması şüphesiz orucunu bozacağından bilinçli bir şekilde bu durumlardan uzak durması gerekmektedir. Oruçlu kişinin bu hallerden kendisini uzak tutmayı başardığında ve oruca son veren baygınlık, ağız dolusu kusma, hayız (regl) kanaması gibi irade dışı durumlar da olmadığında orucu tamdır ve vazifesi olan oruç ibadetini yerine getirmiş olur, sevabını alır. (İslâm Fıkıh Ans. c. 3, s. 167, 169, Zaman Yay.)
5. Bozulan oruçta sadece kazâyı gerektiren durumlar nelerdir?
“Gusül abdesti alırken ağzıma aldığım su ile gargara yapayım derken suyu yanlışlıkla yuttum. O gün oruçluydum. Bu durumda orucum bozuldu mu? Bozulduysa cezam var mı?”
Hayatımız içinde beslenme anlamı ve amacı taşımayan, ayrıca yenilip içilmesi alışılmış olmayan, yani insan tabiatının istek, eğilim göstermediği şeylerin yenilip içilmesinden oruç bozulur, fakat bu oruç için sadece kazâ gerekir, kefâret gerekmez.
Örneğin; çiğ pirinç, hamur, un, ham meyve yemek, fındık ve cevizi kabuğuyla yutmak orucu bozmakla beraber kefâret gerektirmez.
Kişi oruçlu olduğunun bilincinde olduğu halde abdest suyundan yanlışlıkla içse, denizde yüzerken deniz suyu veya banyo yaparken ağzına aldığı suyu yutsa; bu durumda orucu bozulur ve sadece kazâsı gerekir. Ağza giren yağmur, dolu, karı isteyerek yutmak da kişinin orucunu bozar, fakat kefâret gerekmez.
Kusma, kasıtlı olarak meydana gelir ve ağız dolusu olursa; orucu bozar, sadece kazası yapılır, kefâret gerekmez. Fakat kusmalar -kasıtlı veya kasıtsız olsun- ağız dolusu olmadıkça orucu bozmaz.
Sahura kalkmış kişi, imsak vaktinden habersiz yiyip içerken vaktin geçtiğini öğrense orucu bozulur ve o günkü orucu kazâ etmesi gerekir, kefâret gerekmez.
Unutarak yiyip içtikten sonra orucun bozulduğunu zannedip yiyip içmeye devam edildiği veya cinsel ilişkide bulunulduğunda oruç bozulur, kazâsı gereklidir.
Gece niyetlenmeyi unutup gündüz niyetlendikten sonra, bu niyetin geçerli olmadığına kanaat getirip yiyip içmek, cinsel ilişkide bulunmak orucu bozar, kazâ gerekir, kefâret gerekmez.
Oruçlu bayanın regl (aybaşı) kanaması başlasa orucu bozulur, kazâsı gereklidir.
Aniden sancılanan, dayanılmaz ağrılar içinde kalan oruçlu kişi; sağlığı için gerekli ilaçları içerek orucu bozabilir. Bu orucun kazâsı gereklidir, ama kefâret gerekmez. (İslâm Fıkhı Ans. c. 3, s. 161 Zaman Yay.)
6. Oruçlu iken cinsel ilişki kefâreti gerektirir mi? Kazâ ve kefâreti gerektiren diğer durumlar nelerdir?
Hem kazâ hem de kefâreti gerektiren hallerin başında; Ramazan günü oruca niyetli iken bilerek ve isteyerek yapılan cinsel ilişkidir. Orucun bu şekilde bozulması eşlere ceza olarak altmış gün oruç tutma (kefâret) ve bozulan orucun kazâsı görevini yükler.
Kefâret gerektiren ikinci hal ise; Ramazan orucuna niyet etmişken isteyerek ve baskı veya mubah kılıcı bir özür olmaksızın bir şey yiyip içmektir. Hanefî mezhebi ve Malikî mezhebi; bilerek isteyerek bir şey yiyip içmeyle kasten bozulan oruç için kazâ ve kefâretin gerektiğini söyler. Bunun sebebi; Ramazan ayı hürmetinin, yani saygınlığının ihlâl edilerek bir suç işlenmesidir. (İslâm Fıkhı Ans. c. 3, s. 209, Zaman Yay.)
Örneğin; kişi tam bir şey yiyor, içiyorken imsak vaktinin girdiğini anlasa veya o gün oruç olduğunu hatırlasa hemen yemeyi ve içmeyi kesmelidir. Eğer bile bile yemeğe devam edecek olsa; Hanefî, Malikî imamlara göre bu durum kazâ ve kefâreti gerektirir.
7. Orucu mazeretsiz olarak kasten bozmanın altmış günlük kefâreti ne şekilde ödenir?
Birden fazla Ramazan orucunu keyfî şekilde bozup birden fazla kefâret orucu borcu olan kişi, Hanefî mezhebine göre; altmış gün peş peşe oruçlarını tutar ve sonuna bozulan oruç adedince oruçları ilave eder. Başka bir deyişle; birden çok kefâret borcu olan kişi her borcuna ait altmış gün oruç tutmaz, sadece bir kez tutulan altmış gün oruç sonuna bozulan oruç sayısınca oruç ekler. Şafiî, Hanbelî ve Malikî mezheplerine göre ise; bozulan oruç sayısınca kefâret tutmak gereklidir. (İslâm Fıkhı Ans. c. 3, s. 205, Zaman Yay.)
8. Oruçlu iken uykusunda ihtilâm olan veya cünüp olarak sabahlayan kişinin durumu nedir?
Orucu bozulmaz. Uyandığında hiçbir şey yemeden ve içmeden gusül abdestini alır ve orucuna devam eder.
9. Tükrüğünü yutmak orucu bozar mı?
Bozulmaz. Ancak özellikle ağızda tükrüğü biriktirip yutmak mekruh görülmüştür.
10. Ağızdaki yaşlık orucu bozar mı?
Abdest aldıktan sonra ağızdaki yaşlığı yutmak da bozmaz.
11. Parfüm ve kolonya orucu bozar mı?
Oruçluyken parfüm veya kolonya sürünmek, koklamak Hanefî mezhebine göre; orucu bozmaz ve oruca zarar vermez. Gül gibi hoş kokusu olan çiçekleri koklamakla da oruç bozulmaz.
12. Oruçlu kimse diş tedavisi yaptırabilir mi?
Oruçluyken diş tedavisi yaptırmak; tedavi esnasında ağızda biriken kan ve suyun yutulmaması şartıyla orucu bozmaz. Ama bu çok zordur.
13. Diş fırçalamak orucu bozar mı?
Macunsuz firçalamakta mahzur yoktur. Macunlu fırçalamakla da oruç bozulmaz fakat mekruh olur. Macun yutulursa oruç bozulur, kaza gerekir. Misvak daha emniyetlidir.
14. Sakız çiğnemek orucu bozar mı?
Önceden çiğnenmiş, şekersiz, tatsız ve parçalanmayan- sert- bir sakızın çiğnenmesi orucu bozmamakla beraber gereksiz olarak bunun kullanılması mekruh görülmüştür. Günümüzde kullanılan cikletler/sakızlar kesinlikle orucu bozar.
15. Kan aldırmak orucu bozar mı?
Esasta kan aldırmak orucu bozmaz. Fakat oruçlunun direncini düşürdüğü ve bu nedenle bedenin güçsüzleşebileceği ihtimalini göz önünde tutmak gereği vardır. Başka bir deyişle; vücut direnci etkilenmeyecekse kan aldırmanın bir sakıncası yoktur.
16. Makyaj yapmakla oruç bozulur mu?
Makyaj yapmak orucu bozmaz. Çünkü cilde sürülen makyaj maddesinin oruca bir zararı yoktur.
17. Uçakla seyahat eden oruçlu kişi iftarını nasıl yapar?
Seferî kişi ulaştığı ilk iftar saatine itibar ederek orucunu açar. Uçmakta olan kişi, uçakla üzerinden geçmekte oldukları ülkede iftar vakti girdi ise, bu duruma itibar ederek orucunu açar. Kişinin doğuya veya batıya yolculuk yapması bu kaideyi değiştirmez.
18. Orucu bozan şeyler genel itibarıyla nelerdir?
Hanefî mezhebine göre orucu bozan şeyler; hata ile bir şey yemek, içmek, bir şey yutmak (yüzerken su yutmak, tadına bakarken yemeği yemek, gusül veya abdest alırken su içmek, ağza giren karı, yağmur suyunu yutmak…gibi). Bu durumlarda Şâfîi mezhebine göre oruç bozulmaz. Mâlikîlere göre ise; ister unutarak, ister hata ile bir şey yenilip içilse oruç bozulur, kazâsı gereklidir.
Ayrıca; kadınlarda hayız (regl) görmek ve doğum yapmak, bayılmak, delirmek, kendini isteyerek ağız dolusu kusturmak (ağız dolusu olmaz ise oruç bozulmaz), ameliyat olmak, istimna yapmak (mastürbasyon), serum kullanmak, gıda içerikli sıvıyı bağırsaklara vermek veya lavman yaptırmak, imsak girdiği halde hata ile yiyip içmeye devam etmek gibi durumlar orucu bozar. (Diyanet Aylık Dergi, Ekim 2005)
19. Orucu bozmayan güncel şeyler nelerdir?
Tırnak, saç, sakal kesmek. Vücut temizliği yapmak, saç boyamak, oje sürmek, göze sürme çekmek, yüze makyaj yapmak, çiçek, esans, misk koklamak, öpmek, gülmek, şakalaşmak, bağırmak, ağlamak, tükürüğü yutmak, diş fırçalamak, göze ilaç damlatmak, lens takmak, takma dişleri ağza yerleştirmek, diş eti kanamasının tadını ağızda hissetmek, öksürükle ağza gelen balgamı yutmak, geğirtiyle boğaza gelen mide suyunu geri yutmak, burundaki sümüğü genizden çekip yutmak, sahurdan dişler arasında kalmış nohuttan küçük gıda artığını yutmak, eşini uğurlarken sarılmak, öpmek, çocuklara sarılıp öpmek, onlarla oynamak, dedikodu yapmak-yalan söylemek (fakat günah işlenmiş olur ve orucun sevabı kalmaz), serinlemek için eli, yüzü yıkamak veya duş almak, bakarken veya düşünürken boşalma yaşamak orucu bozmaz.
20. Dudağa sürülen ruj orucu bozar mı?
Oruçluyken dudağa sürülen ruj orucu bozmamakla beraber rujun emilmesi, tadına varılması mekruhtur. Orucun anlam ve gayesi göz önünde tutulduğunda oruçluyken ruj sürmemek orucun sıhhati açısından yerinde bir harekettir.
21. Oruç fidyesi nedir? Kimler fidye verir? Fidye ne kadardır?
Ağır bir hastalığa yakalanan ve iyileşme umudu olmayan hastalar ve oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar tutamadıkları oruçlarının kâzasını hiçbir zaman yapamayacaklardır. Bu durumda onlar tutamadıkları oruçların borcundan kurtulmak için kurtuluş bedelini, yani fidyesini verirler. Fidye, “her bir oruç için bir fakiri doyuracak” şeklinde verilir. Fidyenin miktarının alt çizgisi budur. Fidye için; kişinin ortalama bir günlük mutfak harcaması göz önünde tutularak belirlenen ölçü en uygun olandır.
22. Ramazan orucunu tutamayacak hastanın fidyelerini Ramazan ayı çıkmadan vermek doğru mu?
Oruç fidyesi, oruç tutamadıkça verilir. Geleceğe yönelik borç ödeme olmaz. Çünkü gün yaşanmadıkça, oruç borcu meydana gelmedikçe fidye verilmez.
23. Hasta, oruçlarını tutamadan ölse, oruç fidyelerini eşi veya çocukları onun yerine verebilir mi?
Ölünün arkasından oruç borçlarının fidyesi yakınları tarafından verilmesi câizdir.
24. Oruçluya mekruh olan haller nelerdir?
Tükürüğünü ağızda biriktirip yutmak, zorunlu olmadığı halde sonradan tükürse de bir şeyin tadına bakmak, ağza alıp çiğnemek, zayıf düşecek şekilde kan vermek, ağır işlere girişerek vücudu yormak, uykusuz bırakmak.
25. Orucun sıhhat şartları nelerdir?
Tutulan orucun geçerli olabilmesi için öncelikle niyet edilmiş olması, daha sonra orucu bozan bütün hallerden kesinlikle uzak durulması gerekir. (İslâm Fıkhı Ans. c.3, s.159, Zaman Yay.) Ayrıca bayanların oruçlarının geçerli olması için regl ve loğusa hallerinden çıkmış olmaları gerekmektedir. Aksi takdirde; söz konusu haller tamamen bitmeden oruca kalkışmanın bir anlamı olamaz. Çünkü temizlenene kadar bayanların namaz ve oruçları dinen yoktur. (el-Bakara, 2/222)
26. Ramazan orucuna her gün niyet şart mı?
Oruç bir ibadettir. İbadeti âdetten ayırt etmek için başlamadan evvel niyet şarttır. Niyet getirilmemiş hallerde oruç yoktur. Tutmak istenilen oruca kalben olsun niyet etmek yeterlidir. Fakat niyetin dille ifade edilmesi menduptur.
Niyet, belirlenmiş ve kesinlik kazanmış olmalıdır. Ayrıca geceden yapılmış olmalıdır. Bu noktada Hanefîler hariç diğer mezhepler görüş birliğindedir. Oruç için sahura kalkmak da bir niyet sayılır. Hz. Peygamberimizin önem ve kuvvetle tavsiyesi; Ramazan’da sahura kalkmak yönünde olmuştur. Ayrıca oruç tutmak için sahura kalkan kişinin niyet etmeyi unutmuş olması bir eksiklik değildir. Çünkü sahura kalkması niyet yerine geçmiştir. Ramazan’ın her günü için ayrı ayrı niyet etmek; fakihlerin çoğunluğuna göre şarttır. Çünkü her bir günün orucu kendi başına bir ibadettir. (İslâm Fıkhı Ans. c. 3, s. 158, Zaman Yay.)
27. Namaz kılmayanın tuttuğu Ramazan orucu kabul edilir mi?
Her ibadet kendi başına değerlendirilerek görevli melek tarafından kaydedilir. Kılınan namazlar ayrı ayrı, tutulan oruçlar ayrı ayrı tespit edilir. Her ibadetin kendisine ait olmazsa olmaz şartlarının yerine getirilmesi gereklidir. Şartları tamam olan her ibadet kabul görür ve amel defterine yazılır. Yani namaz kılmayanın tuttuğu oruç kabul olmaz diye bir şey söylenemez. Namaz kılmayan bir kişi orucun kurallarına uyduğu müddetçe oruçları geçerli olup Ramazan’ın oruç mükellefiyetini yerine getirmiş olur ve oruç sevabını da hak eder.
28. Alkollü iken oruç tutulabilir mi?
Alkol alarak sarhoş olmuş kişiler namaz kılamadığı gibi oruç da tutamazlar. Bu durumda önceden başlanmış olan bir oruç da bozulur, biter. Çünkü baygın, sarhoş, deli gibi durumlar oruç ibadetinin sıhhat şartlarından olan akıllı olmak gereğini ortadan kaldıran hallerdir. (İslâm Fıkhı Ans. c. 3, s. 151, Zaman Yay.)
29. Oruçlu iken arkadan veya önden fitil koymak orucu bozar mı?
Ağrı kesici, ateş düşürücü olarak veya başka tedavi amaçlarıyla makattan, mantar gibi başka kadın hastalıkları tedavisi için cinsel organdan fitil kullanılması orucu bozar. Kaza gerektirir.
30. Oruç tutmanın yasak olduğu günler nelerdir?
Dinen Ramazan Bayramı’nın birinci günü, Kurban Bayramı’nın dört günü oruç tutulmaz, câiz değildir. Tahrîmen mekruhtur (Harama yakın mekruh).
31. Oruçlu iken ağrıyan dişe ilaç koymak orucu bozar mı?
Ağrıyan dişin sancısını kesmek için dişe damlatılan veya koyulan ilaç, yutulmadıkça orucu bozmaz.
31.Oruçlu tiryakinin sigara dumanını soluması veya dumanın boğazına kaçması orucunu bozar mı?
Sigara dumanının havaya karışmış halini teneffüs etmek orucu bozmaz. Çünkü insan hava almak zorundadır ve havaya karışmış dumandan kaçınması da mümkün değildir. Fakat bilerek, isteyerek sigaranın tütmekte olan dumanını veya buhurdanlığın dumanını içine çekmek, duman üzerinde nefes almak orucu bozar ve kazâsı gerekir. (İslâm Fıkhı Ans. c. 3, s. 186, Zaman Yay.)
33. Sigara orucu bozar mı?
Sigara, nargile gibi keyif veren tütün kökenli dumanlı maddeler ile tiryakilik gereği alınan tüm maddeler oruç yasakları kapsamına girmektedir. Oruçlu iken bu tür maddelerden birisi kullanıldığında oruç bozulur. Kişi bu durumu bildiği halde kasten sigara, esrar vb. kullanacak olsa kefâret orucu tutması gerekir.Etiketler: oruc hakkında bilgiler, orucu bozan nedenler, orucu bozar mı, oruç bozulur mu
|
<<
<
<
<0
Yorum var
| E-postayla Gönder! |
<
<
<
Çabuk Kırılan Tırnaklar İçin
1 su bardağı ılık su
Yarım limon
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı badem yağı
Tüm malzemeyi karıştırın. Karışımı 2 saat bekletin. Bir süre beklettiğiniz karışımı el ve tırnaklarınıza sürün.
Nasır İçin
250gram tereyağı
100gram aynı sefa bitkisi
1 tatlı kaşığı lanolin
250 gram tereyağını kısık ateşte eritin üzerine 100 gram aynı sefa bitkisini ekleyin. 1gün bekletin. Ertesi gün karışımı tekrar kısık ateşte eritin. Eritme işlemi yaparken içine 1 tatlı kaşığı lanolin ekleyip 5 dakika kaynatın. Karışımı nasırlı bölgenize her gün uygulayın.
Çatlak Eller İçin
2 limon suyu
50 gram gliserin
30 gram badem yağı
30 gram kolonya
2 çorba kaşığı pudra
Tüm malzemeyi karıştırın. Şişeleyin. Karışımı ellerinize sürüp 15 dakika poşet içinde bekleyin.Etiketler: çabuk kırılan tırnaklar, çabuk kırılan tırnakların tedavileri, kırılmayan tırnaklar
|
<<